Hayat 2 - NEFES
Bir belirti, bir ıspat manasına geliyor. " Nefes alıyor mu? " sorusunun cevabıdır hayatta kalmamız. Halbuki hayatta en çok yaptığımız ve en bilinçsiz yaptığımız şeydir. Doğanın düzeni gereğidir, biz oksijeni karbondioksite çevirirken yeşil bitkiler ağaçlar ve benzerleri tam tersini yaparlar. Genelde kurtarıcımızdır onlar, ağaçlar hep olmalıdır. Oysa mevzuya tersten bakmakta mümkündür eğer ortamda yeterli karbondioksit olmazda bitkiler hayatlarını sürdürebilirler mi acaba?
Neyse nerden geldim buraya dersek, pencereden. Pencerem açık yazısını okuyunca bir anda daldım gittim. O pencereden bir atom olarak içeri girdim ve odayı dolaştıktan sonra beni teneffüs etmesine sahit oldum. O kadar ilginç yerlerden geçtikten sonra tüm o çevremdekilerle ciğerlerinin içine dolduk ve sonra tekrar dışarıdayız. Sonra geçmişime baktım, nerelere gitmişim neler yapmışım diye. Beni en son soluyan canlıyı düşündüm. Brezilya'da doğan bir bebeğin ilk aldığı nefes olmuşum bundan önce, doktorun vurması sonrası bebeğin ağlayışı ile çıkıyorum o minnacık vücudun içinden. Sonra nereleri mi gördüm. Dünyayı dolaştım öylece. Bazen öğle esintisi bazen okyanus fırtınalarının içinde savruldum. Ve buraya geldim. Şimdi mi? Ne olacağını kim bilir... Nelere şahit olmadımki, bir erkeğin eşine vurduğu tokat sırasında kocasının eli öncesi o kadının teninde gezen son zerreydim. O odada saatlerce izlemek zorunda kaldım o işkenceyi, bir şans bulup da giremedim kadının ciğerlerine bir ümit fısıldayabilmek için yada adamınkine merhamet üfleyebilirmiyim çabasıyla. En sonunda o güzel çocuğun şaşırtıcı bakışları arasında terk ettim odayı kapının arasından ve mutfaktan karıştım şehrin gürültüsüne. Ne toplantılar gördüm insanlara zulüm içeren, acımasız kararlar aldıkları. Ne umutlar gördüm insanların gözlerinde en zor zamanlarında gök yüzüne bakarlerken. Ne sesleri ilettim ne ortamlardan geçtim ah size anlatabilsem. Belki olur da bir gün uzun uzun anlatırım. Ama demem o ki, siz siz olun evrensel düşünün, düşünün bolca düşünün...
Yorumlar
Yorum Gönder