Bugün

Bugün hiç uyanmak istemedim. Hatta ilk başta uyanmadım da, son anda kalkıp hemen hazırlandım ne için ve neden yaptığımı bilmeden. Bunun  gece 4 de yatmam ile ilgisi yok, ben sadece bugünü geçmek istedim. Bu soruyu boş geçip diğer sorulara bakmak istedim. Bugün 18 Nisan, tam 14 yıl oldu ciğerimin benden sökülüp toprağa verildiği günden bugüne.

Çaresizlik bu işte, ne yazacağını, nasıl yazacağını, neden yazacağını bilmemek ama yazsa da bir şeyin değişmeyeceğini bilmek.

Telefon ve kapı zillerinden oldum olası hoşlanmamışımdır, çoğu zaman titreşimde kullandım cep telefonumu. Gerisi gelmedi, şuan elimde ne varsa kırıp çarpmak ve olabildiğince bağırmak istiyorum. Bırak yazı yazmayı falan filan...
İçmeyin arkadaşım şu zıkkımı, içmeyin sigara alkol uyuşturucu yada her ne haltsa size zarar vereni...
Sıkmayın canınızı öyle 5 paralık adamlar yüzünden, üzülmeyin öyle herkese ve her şeye, kırılmasın kalbiniz öyle çok...
Kendine iyi bakacaksın arkadaş zorundasın buna bakacaksın, yada öyle ben evlendim şimdi de çocuk yapacağım filan demeyin...
Öyle hem istediğim gibi yaşarım arkadaş hemde çocuk yaparım filan diyemezsin, hakkın yok...
Öyle çocuğunu sensiz bırakıp hemen ölemezsin....

Bundan tam 14 yıl önce güneşli bir bir pazar günü tamda bu yazıları yazdığım saatlerde çaldı o kapının zili. Babamın iş yerinden gelen arkadaşları sardı bir anda evi, birkaçı evi toparlamayı çalışırken diğerleri anneme bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. hastalandı diyorlardı, hastaneye kaldırıldı ama bir şey yok merak etme... Biri bana kapı çaldığında üzerimde olan battaniyeyi nereye kaldıracağını soruyordu, etraf bir anda kalabalık oldu. Üst komşu gelmiş annemin eline kolanyağı dökerken annem ben istemiyorum, benim nefesimi kesiyor o, ümit bilir ona sorun diyordu. İlk o zaman durup fark ettim anı, neler oluyor bu gelenler kim diye, neden buradalar diye. Kalp'miş sebebi, seçim sonuçlarını saymak için görevli gittiği yerde bir anda olmuş, kimse anlamamış ne olduğunu...

Alkolü hiç sigarayı ise sadece bir defa görmüştüm elinde, yıllarca bahçelerimizin işini yapan adamın vefat haberi geldiğinde saatlerce ağlamış akşamına gelen misafirlerle balkonda onlara eşlik etmişti. Bir şey hakkında iyi düşünürken yanılmayı, kötü düşünürken haklı olmaya tercih ederdi, belkide bu yüzdendi çok gol yemesi. Memuriyet hayatı boyunca o ata sözünde geçtiği gibi doğruluğu ve dürüstlüğü yüzünden 9 köyden kovulmuş ve 9. yer olan Nazilli'ye taşınmıştık.

Üniversite gittiğim zaman bana 3 küçük arkadaşla tanıştırdılar. Orta 2'de okuyorlar ve o kadar zeki ve aktifler ki onlarla olmak çok hoşuma giderdi. Sınavları öncesi yanıma gelip birlikte ders çalışırdık. Esprileri ve davranışları ile gerçekten tam adam olacak çocuklardı. Ama baktım ki bir yıl sonunda artık o kadar samimi olmuşum ki onlarla kendi yaşıtlarımın yaptığı hareketler bana ters gelmeye başladı. Onlarda biraz bunun sıkıntısını çekti ve dönüp baktım, Orta 3 talebesine bir baba nasıl davranır? İşte benim tecrübelerim arasında o yoktu ve ben canımdan can olmalarına rağmen onlardan uzaklaştım.

İnsanın yoğun duygularının olduğu zamanlarda hafıza kaybı yaşanabilirmiş. Maalesef bende O günden önceki günü hiç hatırlamıyorum. Babamın Anneme gelip hakkını helal et demesi, Annemle helalleştikten sonra iyi ki senin gibi bir eşim var demesi ve benim K'nex oynarken yerden kalkıp iyi ki sizin gibi bir ailem var deyip ikisine birden sarılmam sadece hayalimde var annemin anlattığı şekilde.

Birbirinden ayrılamaz ama özellikle bir erkek için Baba, kız içinse Anne farklı bir varlıktır. O eksildi mi geri gelecek hiç bir şey yerini dolduramaz. Hasılı dostlar, Kendinize iyi bakın bende yazacak mecal kalmadı daha...

Allah sana rahmeti ile muamele etsin Ali ZEYREK, hakkını helal et sana layık bir evlat olamadım

Yorumlar

  1. Çok hisli ve içten duygu ve düşüncelerinizi ifade etmişsiniz. Yüce Rabbim muhterem babanıza ve bütün insanlığa Rahmetiyle, merhametiyle muamele etsin. Başın sağ olsun. KONYA / Hüseyin TAŞ

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar